Covid 19 liderlerden ne istiyor?

  • Mayıs 2020

Chuck Palahniuk, Görünmez Canavarlar romanında sorar: Gelecek ne zamandan beri vaat olmaktan çıkıp tehdit unsuru haline geldi?

Modern insan geleceğin içinde vaat barındırmasına alışkındır. Gelecek geçmişten daha iyisini, daha irisini, daha görkemlisini vaat etmelidir. Çocuklarımızın hayatı ebeveynlerimizin hayatlarından daha müreffeh olmalıdır. Bu yargılar, “gelecek öngörülebilir” paradigmasını da besler. Bana sorarsanız, gelecek öngörülemez ve tahmin edilemez; ama gelecekteki tüm olasılıkların nasıl ele alınacağına hazırlanılabilir. COVID-19 süreci sanırım tüm dünya halklarının, gelecekle ilişkisini bir daha gözden geçirmeye davet etti. Bilgisayarımda sürekli açık duran gösterge panelinde yayılımı anlık olarak takip ediyorum. Bir kez daha anlıyorum ki insanı, hayvanı, doğayı, kainatı korumaya gücü yetmeyen teknoloji, küresel çaplı kayıpları saniyeler mertebesinde güncelliyor.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres dünya liderlerini siyasi oyunları unutmaya ve güçlü ve etkili bir yanıt için birlikte hareket etmeye davet etti.  Bu anlamlı bir davetti; çünkü evvelce bir benzerini yaşamadığımız bu meydan okuyuşta, ister bir okulu, ister bir şirketi, ister bir belediyeyi, ister bir devleti yönetiyor olsun, en büyük sınavı liderler veriyor; vermeye de devam edecekler.

Virüsün ilk ortaya çıktığı Çin’de doktorların susturulduğunu ve cezalandırıldığını biliyoruz. Brezilya Devlet Başkanı Jair Bolsonaro, virüsü ciddiye almamayı sürdürüyor. Meksika Devlet Başkanı Andres Manuel Lopez Obrador, halka salgın korkusuyla sokağa çıkmaktan vazgeçmemesi tavsiyesinde bulunuyor. 

Pandemilerde en büyük tehlike liderlerin gerçeği söyleme zaafından kaynaklanıyor. Neyse ki bu büyük krizi şeffaflıkla yöneten ve halkının güvenini kazanan liderlerin sayısı da az değil. Bu iletişimi kararlılıkla yapanlardan biri Alman Şansölyesi Merkel’di. Singapur’da Başbakan Lee Hsien Loong da tam da bu sebeple takdir kazandı. Güney Kore Başkanı Moon Jae-in, Yeni Zelanda Başbakanı Jacinda Ardern, El Salvador Başkanı Nayib Bukele de benzer kararlı ve şeffaf iletişimi başından beri sürdüren liderlerden. Bunun yanı sıra, ülkesinde “Korona” sözcüğünü bile yasaklayan liderler olduğunu da biliyoruz: Mesela Türkmenistan…

Tüm dünyada ve tüm kurumlarda, liderler yaşamlarının en önemli sınavından geçiyorlar. Durum beklentilerimizin ötesinde uzun sürebilir. Bu uzayan belirsizlik ise en çok onlar için, dengeli bir zihinsel aktivite gerektiriyor. Bu balans beynimizin orkestra şefi olan prefrontal kortekste gerçekleşiyor ve içgüdüselliğin akılcı bir düşünme süreci ile dengelendiği bu eyleme sinirbiliminde üstbiliş (metacognition) ismi veriliyor. İlk kez Flavell tarafından kullanılan kavram, kişinin kendi bilişsel süreçlerinin farkında olması ve bu süreçleri kontrol edebilmesi anlamına geliyor. Sinirbilimde üstbiliş şeklinde ifade edilen bu oluşa uçuş sözkonusu olunca pilotların verdiği bir başka isim var.

Bu; COVID-19 türbülansında uçağını sağ salim karaya eriştirmek isteyen tüm kaptanların odaklanması gereken; “temkinli soğukkanlılık” (deliberate calm) kavramı. Pilotlar, simülasyonlarda temkinli soğukkanlılık egzersizleri yapıyorlar. Yani kriz anında yaşamsal kararlar verme yetisi, eğitimlerinin bir parçası. Öngörülemeyen bir gelecekle başa çıkmaya çalıştığımız şu günlerde, bana sorarsanız, en kritik yetkinlik. Zira, mucize ve felaket arasındaki fark bazen bir saniyelik bir kararda yatıyor.

Bir evliya hikayesinde söylendiği gibi: “Dağ başında derviş olmak kolaydır. Dünyanın bugün zorlayıcı şartlarda da derviş kalabilenlere ihtiyacı var”. -Miş gibi liderlere takati kalmayan dünya artık süslü fikirleri değil, anlamlı eylemleri alkışlayacak. Bu da COVID-19’un gelecek kuşaklara armağanı olsun.