Dijital çağ şimdi başlıyor

  • Mayıs 2020

Siz hala astrolojiye şüpheli bakanlardan mısınız? O halde Astrolog Dinçer Güner’in 2019 Aralık’ta gökyüzü hareketlerini okuduktan sonra, yaptığı analizde “2020 dibin dibini göreceğimiz, büyük yıkımların ve değişimlerin yaşanacağı bir yıl olacak. En çok ekonomi ve yaşlılar etkilenecek” demesini neye bağlıyorsunuz? Kehanete mi?.. Yanılıyorsunuz… Elbette, astrolojiye önyargılı milyonlarca insan var. Oysa Güneş’in, Ay’ın ve samanyolu içindeki hareketlerin istatiksel hesaplarına dayanan çalışmalar, yüzyıllardır doğru sonuçlar veriyor. Nasıl mı? Dinçer Güner, ScienceUp için astrolojiyle ilgili merak edilen tüm soruları yanıtladı.

  • İlk çağlardan buyana, her coğrafyadan her kesimden insan astrolojiye büyük ilgi duydu, duymaya devam ediyor. Hayatına rehber gören, başına neler geleceğini merak eden, sorularına yanıt arayanlar var. Neden insanlar “geleceği” bu kadar merak ediyor?

Astroloji; kehanet aracıymış gibi görüldüğü, üstelik çok mistik, gizemli öğeleri içinde barındırdığı için insanların merak duygusunu kabartıyor. Oysa astrolojiyi ele alma ve yaklaşım biçimleri çoğunlukla hatalı. Aslında bir meteoroloji uzmanının yaptığından farklı bir işimiz yok.  Bir küreye ya da bir fincana bakmıyoruz. Geometrinin, matematiğin ve istatistiğin olduğu bir sistemden yararlanıyoruz. Astrolojiyi daha fazla kadim bilginler, ezoterik bilgilerle sahiplenirken, bugünkü algı değişti.

  • Eski çağlardan beri yıldızları yorumlamak bir bilim, bunu yapabilme becerisine sahip olanlar da toplumun en önde gelen aydınları oysa. Nerede kırılma yaşanıyor da astroloji ile fal birlikte anılmaya başlıyor?

Ortaçağ’da, cadı avcılığının başladığı ve yozlaşmış muhafazakar yönetimlerin etkin olmaya başladıığı dönemde astroloji dışlanmaya başlıyor, doğru.  Rasathaneler, gözlem evleri, kütüphaneler yıkılıyor. İçeriğinde mistik bilgileri, tarihi olayları barındıran çok önemli külliyatlar yok oluyor. Astrologlar yakalanıyor ve kelleleri uçuruluyor. Çok enteresandadır ki Orta Çağ’da Avrupa’da bunlar yaşanırken, Ortadoğu’da sahiplenme başlıyor. Arap Yarımadası’nda din adamları, din alimleri astrolojiyi geliştirmek adına çok önemli katkılarda bulunuyorlar. Mesela kullandığımız diyetetik bazı noktalar var. Hatta ismine de Arap noktaları denir. Gökyüzündeki iki tane göksel cismin arasındaki mesafeden yola çıkarak matematiksel bir formül üretmişler. Böyle binlerce Arap noktası var.

  • Tarihte ve bilimde izleri var mı astrolojinin?

Kaldeliler, Babil ve Asur uygarlıklarının altında kurulan topluluklar gezegenleri gözlemleyip Satürn’ü halkaları dahil keşfediyorlar. Teleskopun icat edilmediği dönemden bahsediyoruz. Jung’a psikolojik astrolojinin babası diyebiliriz. Arketipsel, astrolojoyi sıkça kişisel danışmanlıklarında her zaman kullanmıştır. Örneğin Hipokrat dönemin en iyi astrologlarından bir tanesidir. ‘’Astroloji bilgisi olmayan bir insanın, tıp eğitimini tamamlanmış sayamayız” der. Pisagor, Platon, Aristoteles, Aristo… Bunlar hep astrolojinin varlığıyla alakalı büyük sorgulamalar içerisinde olmuş. Ayrıca astrolojinin gelişimi dinle de paralel gitmiştir. Bizim astrolojide kullandığımız bazı teknik puanlama tabloları var. Bir gezegenin ne kadar güçlü olduğunu anlayabilmek için bir hesap kullanıyoruz. Proteston ve Katoliklerin kullandığı puanlama tabloları gibi… Kuran-ı Kerim’deki “Allah O yüce Yaratıcıdır ki yedi kat göğü ve yerden de onların benzerini yaratmıştır” ayeti bize samanyolunu işaret eder. Güneş’ten Satürn’e kadar ve bu da göğün yedi katmanını gösteriyor.

  • Siz elinizdeki bulgulara nasıl ulaşıyorsunuz? Gökyüzünü nasıl okuyorsunuz?

Astrolojide ise bir eş zamanlılık ilkesi vardır: Gökyüzünde bir şey oluyorsa yeryüzünde de oluyordur. Ya da yeryüzünde bir şey oluyorsa, bir yansıması gökyüzünde vardır. Yer ve gök her zaman bir korelasyon içerisinde çalışır. Biri; önce veya sonra olmaz. Doğayı okur. Güneş ve ay tutulmaları gibi… Tarihte diyorlar ki; “Ay, güneş tarafından yutuldu, karanlık oldu.” Fark ediyorlar ki bu olay olunca, bitkiler ölüyor. Sormaya başlıyorlar: Hava neden soğudu? Niye üşüyoruz? Niye kar yağıyor? Niye yağmur yağıyor?… “Ay takvimi” en önemli örneğidir; astrolojik bir takvimdir ve çiftçiler, çok yakın bir tarihe kadar, ay takvimi kullanırlardı. Yıldızların hareketine göre mahsul planlaması yapıyorlardı. Gökyüzünde yeni ay olduğu zaman toprağa bir tohumun ekilmeyeceğini bilirlerdi. Dolunay zamanları çok ciddi ağır sulamaların yapılmayacağını bilirlerdi. Ya da toprakta böceğin ne zaman çıkacağını, toprağın ne zaman böcekleneceğini ay takvimiyle öğrenirlerdi. Hala kullanıyorlar aslında.

  • Günümüzde nasıl bir hesap yapıyorsunuz?

İki yıldız sistemi var: Mevsimler olayları kapsayan “Tropikal Zodyak” ve yıldızlarla ilgili olan “Sidereal”. Klasikçiler, Tropikal Zodyak yöntemini kullanıyor. Örneğin; 21 Mart’ta bahar başlar. Bu mevsimseldir. Bizim kullandığımız klasik sistemdir ve tamamen mevsimsel değerlendirme yapar. Vedik Astrologlar ise gezegenlerin ve yıldızların ki anlık yerlerini hesaplar, mevsimlere bakmazlar. Güneş, Koç burcuna girdiği vakit, Güneş gerçekten de Koç takım yıldızında oluyor. Fakat, presesyon dediğimiz bir hareket başladı dünyada. Yalpalama hareketi. Yani kutupların kayması diye bildiğimiz bir hareket. Bunların başlamasıyla birlikte, sistem kaymaya başladı. Ve makas açılmaya başladı. Şu an Vedik; anlık gökyüzü izlemini kullanıyor. Biz ise, varsayımsal bir Zodyak kullanıyoruz. Ve iki yöntemin arasında 24 derece var. 

  • Bu nedenle mi bir astroloğun dediğini, diğeri tutmuyor?

Hayır, günün sonunda aynı şeyi söylüyoruz aslında. Sadece farkımız şu oluyor; batı ve klasik astrolojinin dili, mükemmel bir sembolizme ve istatistiğe dayanıyor. Ama şu bir gerçek; ben “Güneş Koç burcuna geçti ve bahar başladı” diyorum ama aslında Güneş henüz Koç takım yıldızından geçmiyor. Benim kullanıldığım istatistikler ve semboller bunu söylüyor. Vedikçiler ise, gerçekten de Güneş Koç takım yıldızına geçtiği tam o anı bekliyorlar bunu söylemek için.  Bu açı; 24 güne tekabül ediyor. Biz onlardan her zaman 24 gün önde hareket ediyoruz bu yüzden.

  • Astroloji her soruya cevap verir mi?

Her soruya cevap verir ama gökyüzünü bu kadar iyi okuyabilecek kalifiye astrolog ne kadar var?

  • Yetenek ve önsezi midir, yoksa bu haritaları okumayı öğrenen herkes bu işi yapabilir mi?

İkisi de… Bir kere iyi bir klasik eğitim almak gerekir. Çok açık bir algı yapısı gerekiyor. Yani her şeyin olabileceğini ve olabildiğine inanmak, her türlü disipline ve bilgiye zihnen açık olmak gerekiyor. Ve tüm önyargılardan sıyrılmak gerekiyor. Salt akıl ve salt ruhla hiçbir iş yapılmaz. Akıl ve ruh ne zaman ki birlikte çalışmaya başlar o zaman iyi astrolog olursunuz.

KUTU:

  • NASIL BİLDİ? “Plüton ve Satürn döngüsü başlayacaktı. Plüton güneşin çevresini 248 yılda dolaşıyor. Satürn ise 30 yılda. Plüton’un Satürn’ü yakalaması nadirdir. Bu etkileşim zamanı, tarihte hep çok büyük olaylar olmuş. Haçlı Seferleri, 2. Dünya Savaşı, 11 Eylül olayları gibi. Üstelik bu döngü oğlakta oldu. Oğlak burcu astrolojide para demektir, iş, finans ve daha da önemlisi yaşlılar demektedir. Salgınla birlikte bunların hepsi oldu.”
  • NE ZAMAN BİTECEK? “Haziran sonu- Temmuz başında Mars burç değiştirip Koç burcuna geçiş yapacak. Ama ilk defa 6 buçuk ay kalacak. Ve bu süre içerisinde, astrolojinin kötücül dediğimiz Satürn ve daha da kötücül dediğimiz Plüton’la sert bir kontak kuracak. Sonra salgın sembolü yok. Ama harita Suriye’ye işaret ediyor. Harekatlar, belki sınır ötesi operasyonları olabilir, patlamalar, büyük yangınlar görülebilir.”
  • 2020’NİN EN İYİ GÜNÜ VAR MI?  “Yok. En kötü günü de yok. Evren bir denge prensibi üzerine kurulu. Çok kötü bir gün dediğin günde dahi çok iyi şeyler de olur.”
  • YAKIN GELECEKTE NELER OLACAK? Sene sonunda Satürn ve Jüpiter Kova burcunun sıfır derecesinde birlikte olacak. Bu astrolojik olarak yeni döngünün- çağın başlangıcı anlamına geliyor. Avrupa Birliği dağılacak. Amerika’nın toprak kaybedeceği, güç kaybedeceği, bütünlüğünü kaybedeceği bir dönem başladı. Çin ve Rusya, dünyanın yeni güç odakları olacak. Ve dijital bir çağ başlayacak. Hayatın, üretimin, tarımın, insanın ne kadar değerli olduğunu göreceğiz. Teknolojinin ne kadar yapay ve ne kadar aslında insanları tatmin etmeyen bir şey olduğunu öğreneceğiz.”

KUTU: KİME, NASIL İNANALIM?

  • Astrolojiye niye inanalım?: Neden check-up yaptırırsınız? Önlem almak için. Veya niye hava durumunu izlersiniz? Yağmur yokken, şemsiye ile çıkarsınız sokağa.  Astroloji; olasılığı bilmektir.
  • Karşımıza çıkan olaylarda kendi öz irademizle karar alma yetimizi zayıflatmaz mı bu durum? Bir astrolog, danışmanlık verdiği kişinin yerine ne yapıp ne yapmayacağını söyleyemez. Biz, yaklaşan etkiyi söyleriz. Derim ki; yarın yağmur yağacak. Şemsiyeyi alıp almamak senin kaderin. Senin kararın. Benim görevim göksel etkiyi size anlatmak. Benim senin iradene etki etme hakkım yok. Bu hastalıklı bir durum olur.
  • Yere ve kişiye göre değişir mi sonuçlar? Tabi çok kişiye özel bir sistem zaten bu. Bazı insanlar krizden besleniyordur, zoru seviyordur, gökyüzünün zorlu anında harekete geçmesi gerekir onun, savaşması doğasında var çünkü. Bazı insanlar risk almayı hiç sevmezler. Gökyüzünün o zorlu zamanlarında hareket etmemeyi tercih edebilirler. Bu tamamen kişinin nasıl bir karakterde, doğada, tabiatta olduğuyla alakalı. Kişi psikolojik olarak bu yaklaşan etkinin zorluğuyla baş edebilecek güce sahip görüyorsa kendini harekete geçer. Hissetmiyorsa harekete geçmez. Bu kadar.
  • Kimin “gerçekten” astrolog olduğu nasıl anlaşılır? Anlaşılmaz. Mümkün değil. Algınızın çok açık olması ve bilgiyi çok iyi süzebiliyor olmanız gerekiyor. Ama en nihayetinde neden böyle bir çaba sarf etmek zorunda kalasınız ki? Bizim bir dernekleşememe sorunumuz var Türkiye’de. Bu durumu çözersek mesleki standartlar aydınlanacak.