Eğitimde dijital reform

  • Mayıs 2020

Yeni tip koronavirüs dijital ve uzaktan eğitime hızlı bir giriş yapmamıza neden oldu. Türkiye dahil pek çok ülke uzun süredir eğitimde dijital dönüşümü tartışıyordu. Dünya, eğitimde dijital transformasyona çoktan girmişti. Zaten istatistikler de bunu çok net gösteriyor ama biz kültürel yapımızdan ve bakış açımızdan dolayı, çok geç kalmıştık. Bir noktada bunu yapmalıydık ve COVID 19 bize bu fırsatı verdi. Ama nasıl bir kültürel altyapıya ihtiyacımız var?

Araştırmacı Geert Hofstede, kültürleri 6 farklı açıdan ayrıştırıyor. Biz ülke olarak kolektivist ve hiyerarşik bir yapıya sahibiz. Bu ne demek? Bizde bireylerden ziyade gruplara bağlılık daha önemli. Bu gruplar, akrabalık, hemşerilik, takımlar veya siyasi yapılar olabiliyor. Bizim gibi toplumlarda, dokunarak ve temasla iletişim daha önemli. Bu açıdan bakıldığında bizim toplumumuz uzaktan (online) eğitimi çok tercih etmiyor. Aynı zamanda bizim hiyerarşik bir yapımız var. Öğretmen sınıfta çoğu zaman kontrol mekanizmalarını (ödül, ceza, denetim, ödev kontrol, kızma, disiplin suçları, sınıf başkanlığı vs) kullanarak çocukları yönetmeye çalışıyor. 

Çocuklar iç denetimle değil, dış denetimle ders yapmaya alıştı. Ancak şimdi uzaktan eğitimle kontrol mekanizmaları ortadan kalktı. Çocuklar kontrolsüz ve disiplinsiz, kendi başlarına nasıl ders çalışacaklar kaygısı başladı. Kısacası, bizim kültürel yapımız maalesef uzaktan eğitim sistemine geçmemizi şimdiye kadar bu nedenlerle geciktirmişti.

Uzaktan eğitim ile yüz yüze eğitim arasında farklar var. Uzaktan eğitimden yararlanmak için bir çocuğun iç denetimi, oto kontrolü ve iç motivasyonu gelişmiş olması gerekir.

Kendi öğrenmesinin sorumluluğunu alan çocuklar bu süreçten yarar sağlar. İç disiplin ve iç motivasyon yoksa, yapamaz. Dolayısıyla öğrenmesi durur.

Z kuşağı ve Alfa neslinin bu krizden nasıl etkileneceği merak ediliyor. Tamamı haftalarca dersten, okuldan, sınavlardan, kültürel etkinliklerden uzak kaldı. Aileler bu süreci avantaja dönüştürebilir. Aile ne yaparsa bu süreç avantaja dönmüş olur?

İlki; rutinler. Olağanüstü durumlarda, aile evdeki hayatı ne kadar olağan halde tutabilirse, çocuk o kadar güvende hisseder. Bunun yolu da rutinlerdir. Yani çocuk bu süreçte çok önemli bir hayat disiplin kazanabilir.

İkincisi, ilişki kurma. Günümüzde aileler birçok sebepten dolayı isteseler de çocuklarıyla maalesef çok kaliteli zaman geçiremiyor. Aile bu süreçte farklı yöntemlerle çocuğu ile çok güçlü ilişki kurabilir. Sohbetler edebilir, etkinlikler yapabilir, bağ kurucu ve duyguları açığa çıkartıcı oyunlar oynayabilir.

Üçüncüsü; anlam bulma. Bu süreçte aileler çocuklarıyla beraber kendilerine dönüp içlerindeki değerleri keşfedip daha anlamlı bir yaşam kurabilirler. Kısacası, bu neslin olumlu mu olumsuz mu etkileneceği ailelerine bağlı…

Gelelim kritik soruya: Yüz yüze ve sosyal etkileşime dayanan eğitim sisteminin sonu mu geliyor: Hayır! Uzaktan eğitimin kendine özgü bir pedagojisi var.  Öğretmenin anlatımını direkt çekip dijital platformlara koymak, uzaktan eğitimin en basit hali. Derste öğretmeni dinleyen ve sıkılan çocuk, uzaktan eğitimde de sıkılır. Uzaktan eğitimin en üst pedolojik boyutunda ‘keşfetme’ ve ‘anlam çıkarma’ var. Dijital dünya bu olanağı veriyor. Ama şu anda bizim uzaktan eğitim platformlarımız en alt seviyede. Anlatım odaklı bir pedagoji üzerine kurulu. Bu pedagojiyi daha çok geliştirmediğimiz sürece, çocuklar yüz yüze eğitimi tercih edecektir.

Ama başlangıç için çok güzel bir gelişme.

Bir yerden başlamalıydık ve başladık. Bundan sonrası çok iyi olacak.